Son Sayı
Önceki Sayılar
Mardin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:42 07:22 12:29 15:00 17:18 18:46
İLETİŞİM
PİR SULTAN ABDAL VE HIZIR PAŞA´NIN HİKAYESİ
Tarih: 11.10.2018 13:44:10 / 872okunma / 0yorum
Faruk Aktürk

Pir Sultan Abdal´ın yaşamından günümüze gelen net bir bilgi bulunmamaktadır. Hayatı, kişiliği ve felsefesi ile ilgili tüm bilgiler rivayetlere dayanır. Öz adının Haydar olduğu ve Sivas´ın Banaz Köyü´nde dünyaya geldiği söylenir. Bektaşi Menkıbelerine göre aslı Hz. Muhammed´in soyuna dayanmaktadır. Pir Sultan Abdal, Alev-i Bektaşi edebiyatının kurucularından biridir. Bu edebiyatın bilinen en güçlü şairleri arasında gösterilmektedir. Yaşamının büyük bir bölümünü Banaz köyünde geçirmiştir.  Pir Sultan Abdal, Alevi gelenekleri ve tarikat içinde yetişmiştir. Pir Sultan Abdal, Aleviler arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan´dan birisidir. Şiirlerinde duru ve yalın bir dil kullanmıştır. Daha çok aşk, tasavvuf ve kavga gibi konuları ele almıştır. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk kesimine seslenebilmeyi başarmıştır. Genellikle yönetim ve iktidarlara karşı çok sert eleştiriler yaparmış. Pir Sultan Abdal her zaman bir mücadele içindedir. Ahlaksızlara, yetim malı yiyenlere zorbalık yapanlara, hak adı anıp haksızlık yapanlara karşı gelmiş ve sert şekilde onları eleştirmiştir. Alevi bir geleneğe mensup olduğu için her defasında Hz. Ali´ye ve Şah İsmail´e olan sevgisini ve saygısını dile getirmiştir. Mensup olduğu dergâhın erenleri arasında kendini geliştirip Pirlik makamına ulaşmıştır. Artık halk onun dergahına gelip ondan dersler alırlar. Pir Sultan Abdal giderek ünü artmış ve halk arasında iyice tanınmaya başlanır. Devrin yöneticileri tarafından ona ve Alevilere yapılan baskı onu yıldırmamış, hatta kalemi daha da hiddetlenmiştir. Ne makamdan ne güçten ne de güçlülerin ve makam sahiplerinin kendine vereceği cezadan hiçbir zaman korkmamıştır. O gücünü kaleminden, sazından, dilinden alır.

                 Hızır Sivas´ın sofular köyünde yaşamaktadır. Hızır yaşadığı Sofular köyündeki insanların ve yaşamın bozulduğunu düşünerek, Banaz´a yerleşir. Burada Pir Sultan´ın isimin duyar ve onun dergahına girer. Pir Sultan Abdal´ın karşısına çıkıp müridiniz olmak istiyorum demiş.  Pir Sultan Abdal, bu teklifi kabul eder. Pir Sultan´a mürit olur. Hızır burada müritlik yaptığı süre boyunca bir durum dikkatini çeker. Bakar ki Pir Sultan Abdal kime dua etse büyük yerlere güzel makamlara geliyor. Hızır´ın Pir Sultan Abdal´a hizmeti ve müritliği yedi yıl sürer. Hızır yedi yıl sonunda Pir Sultan Abdal´dan müsaade ister ve ´´Pirim bana himmet edin, ruhsat verin büyük adam olayım, bu bozuk düzene karşı çıkayım” der Pir Sultan ona ´´Hızır ben sana ruhsatta veririm, himmette, müsaade de ederim etmesine ama; sen büyük adam olunca kendini kaybedersin, aslını unutursun, yetiştiğin yeri unutursun, gelip beni bile asarsın. Bu senin için hayırlı bir iş değildir. Biz asılmaktan korkmuyoruz. Senin böyle bir işe aracı olman bizi üzer” der. Hızır ise “pirim olur mu öyle bir şey hayata yapmam böyle bir yanlışı, üzerimde emeğiniz çok ben Allah´tan korkarım demiş” Pir Sultan Abdal bu sözlerinden sonra ona icazet verip gönderir. Pir Sultan Abdal, Hızır için dua eder. Dualarını eksik etmez. Hızır´ı İstanbul´a yollar. Hızır saraya gider ve tez zamanda ilerler. Paşa unvanı alır ve saray tarafından Sivas valiliğine getirilir.

 Sivas valiliğine atanan Hızır Paşa halka haksızlık yapar, zülüm eder, adaletli davranmaz. Hızır Paşa, Pir Sultan Abdal´a haber yollayıp onu ağırlamak istediğini ve vefa borcunu ödemek istediğini hem de muhabbetini özlediğini söylemiş. Pir Sultan Abdal davet haberini alınca kabul edip Hızır Paşa´nın yanına gelir. Hızır Paşa yemekler yaptırmış, meyveler ikramlar hazırlamış büyük bir sofra kurmuş. Pir Sultan Abdal´a “sizin için bu sofrayı kurdum buyurun yemekleri yiyelim deyip sofraya oturmuşlar.” Pir Sultan Abdal yemekten bir koku almış ve demiş ki “ben bu yemeği yiyemem” Hızır Paşa “efendim niye yemiyorsunuz neyi beğenmediniz” Pir Sultan Abdal “bu yemekte haram var bu yemekte yetim hakkı yenilmiş ve haksızlıkla kurulmuş bir sofra ben bu sofradan yemek yiyemem” demiş. Hızır Paşa “olur mu efendim sofrayı ben hazırlattım ne haramı ne haksızlığı” der. Pir Sultan Abdal “bu yemekleri değil ben köpeklerim bile yiyemez” demiş. Bunu üzerine köpekleri sofraya getirirler. Köpekler de yemeği koklayıp yememiştir. Dışarıdan Hızır Paşa´ya ait olmayan bir yemek getirmişler. Dışarıdan gelen bu yemeği köpekler yemiştir. Bu durum karşısında Hızır Paşa sinirlenir ve hocasını zindana atar. Hızır Paşa, normalde bu hareketi başka bir kişi yapsa onu asardı; ama karşısındaki hocası olunca zindana atmış. Beli bir süre zindanda kalan hocası için Hızır Paşa düşünmüş taşınmış, Pir Sultan Abdal´ı affetmeyi ve zindandan çıkarmaya karar verir; yalnız bir şartla af edeceğini söyler. Hızır Paşa, Pir Sultan Abdal´ın şahı çok sevdiğini bildiği için, ona demiş ki “siz benim hocamsınız ben sizin dergahınızda büyüdüm eğitim aldım. Sizi affederim ama bir şartla içinde şah geçmeyen bir şiir oku seni serbest bırakayım” demiş. Bunun üzerine Pir Sultan Abdal şu şiiri okur.

Hızır Paşa bizi berdar etmeden

Açılın kapılar şaha gidelim

Siyaset günleri gelip çatmadan

Açılın kapılar şaha gidelim

Yıkılın kapılar şaha gidelim

 

Kalenin kapısı taştan demirden

Yanlarım çürüdü yaştan yağmurdan

Bir kimsem yoktur ki dostu çağırtan

Açılın kapılar şaha gidelim

 

Çıkarım bakarım kale başına

Mümin Müslümanlar gider işine

Bir ben mi düşmüşüm can telaşına

Açılın kapılar şaha gidelim

 

Abdal Pir Sultanım ey Hızır Paşa

Bizi hasret koydun kavim kardaşa

Yazılan mı gelir sağ olan baş

Açılın kapılar şaha gidelim  

Bu şiiri okuduktan sonra Hızır Paşa, hocasını yani Pir Sultan Abdal´ı asar. Bu hikâye mazlum olup da başa geçince zalim olanların hikayesidir. Bu hikâye geldikleri yeri unutanların hikayesidir. Bu hikâye hak için yola çıkıp da haksızlık yapanların hikâyesidir. Bu hikâye hak ismini kullanarak hak yiyenlerin hikayesidir.   Bu hikâye kendini tek doğru bilip, herkese yanlış yapanın hikayesidir. Bu hikâye bulunduğu makamı doğru kullanmayıp karşısındakinden doğru olmasını isteyenlerin hikayesidir. Bu hikâye halkın içinden çıkıp da halka ihanet edelerin hikayesidir.

 Müridinin iyi yerlere gelmesi için dua eden bir Pir Sultan Abdal var. Pirinin duaları ve eğitimi sonucu vali olup da Pir Sultan Abdal´ı asan bir Hızır Paşa var. Bu dünyada Hızır Paşa´lar oldukça Pir Sultan´lar da elbet olacaktır.

 

 

Anahtar Kelimeler: SULTAN, ABDAL, HIZIR, PAŞA, HİKAYESİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
GİRESUN´UN İÇİNDE HİKÂYESİ (06 Aralık 2018 - Perşembe)
KARADIR KAŞLARIN FERMAN YAZDIRIR (29 Kasım 2018 - Perşembe)
ARDA BOYLARI HİKÂYESİ (22 Kasım 2018 - Perşembe)
CEHENNEMDE ATEŞ YOKTUR (15 Kasım 2018 - Perşembe)
KAVALIN PİRİ (08 Kasım 2018 - Perşembe)
SALİH VE NURÊ HİKÂYESİ (01 Kasım 2018 - Perşembe)
ZİZANE HİKÂYESİ (25 Ekim 2018 - Perşembe)
KRALSIN YA ÇİRKİNLİĞİNİ BOŞ VER (18 Ekim 2018 - Perşembe)
MATEMATİK KÖYÜ (04 Ekim 2018 - Perşembe)
BU DÜNYADAN BİR YAŞAR KEMAL GEÇTİ (27 Eylül 2018 - Perşembe)
ZEMBÎLFİROŞ HİKAYESİ (20 Eylül 2018 - Perşembe)
AHMET KAYA HÂLÂ BİRİNCİ (13 Eylül 2018 - Perşembe)
KÖY VE ÜRETİM (07 Eylül 2018 - Cuma)
TAZİYE YEMEKLERİ KALDIRILSIN (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Sayfa: