Son Sayı
Önceki Sayılar
Mardin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:42 07:22 12:29 15:00 17:18 18:46
İLETİŞİM
Şiir Üzerine Söyleşi
MUZAFFER KALE ile FAHRİYE İPEKÇİOĞLU´nun yaptığı söyleşi
Tarih: 20.10.2016 10:42:22/ 6124okunma / 0yorum

“Muzaffer Kale, kuşağı içinde, gerçekte olduğundan az değerlendirilmiş bir şair. Hiçbir gruba girmemiş olmasından kaynaklanıyor bu. Yıllardır kendi köşesinde, hiçbir oyuna kaçmadan bildiği tek dille söylüyor söyleyeceklerini ve şiir oluyor yazdıkları. Sözcükleri gündelik anlamları içinde öyle bir ustalıkla yan yana getiriyor ki, şaşırtıcı imgeler oluşuyor kendiliğinden. Renklere tutkun, insanların da küçük hallerini seviyor.”

                                        Mehmet H. DOĞAN

                        (Yüzyılın Türk Şiiri-YKY 2000,İstanbul)

  Muzaffer Kale “Çiçekli Şiir Bildirisi´nde;” İnsanlar önemsedikleri neyse, onu öne çıkararak yaşarlar. Niçin şiir? Gibi kocaman kocaman sormak da ondan ileri geliyor.Kimin için önemlidir şiir?Elbette şiirce düşünenler için.Kimileri şiirle kendini temize çeker.İnsanın kendi içinde bu işlemi yapması çok zor bir iş olarak görünse de çözüm bulunmuştur buna:Mutlak itaat!Mutlak itaatin olduğu yerde çiçek açamaz.”Yaşasın Efendimiz Çiçekleri” açabilir yalnızca.Bu da hapiste açan çiçeklere benzer,insanın ayaklarını yerden keser yalnızca.Şiirde kurulan evren,yaşadıklarımızdan çıkışlı;;fakat ona artı bir değer seçilmişse,bu değerin oluşturulduğu oranda dil de özgürleşir ,şair de,alılmayan da.Soyut algılayış eğitildikçe,buna paralel olarak somutlama gücü deartar. Böylesi bir şiirce düşünme, insanı kendine yabancılaştırmadan önceki saf haliyle buluşturur. Şiir, yere göğe sığan bir gerçekliktir.”Diyor.

   İzmir´de yaşadığınızı biliyoruz. Edip Cansever,”İnsan yaşadığı yere benzer” diyor.

Son zamanlarda İzmir, yaşam ve Muzaffer Kale´nin arası nasıl peki? Diye soruyorum, yanıtlıyor:

    “Bence her insanın kendine göre bir müziği varsa, her kentin de kendine özgü bir müziği var. İnsanın müziği ile kentin müziği dost olabilirler. Ben bunu yirmili yaşlarda gittiğim, sokaklarında başka bir dilin konuşulduğu, büyüleyici kent Diyarbakır´da da bulmuştum. Meydanlarında, pazar yerlerinde, binlerce yıllık şehrin arka yüzünde dolaşırken de, daha önceleri orada yaşamışım gibi bir duyguya kapılmıştım. Bu başka bir duygu, bir tür yabancı olmama hali. Bu fotoğrafta şiir, yüzünü gösterip çekiyor işte. Bu duygu beni yirmi yıl yaşattı orada. Kentin müziği ile benim müziğim arkadaşlığını çok ilerletti. Bu arada güneyde, kuzeyde, doğu ve batıda başka kentlerin müziğini de dinledim. Hepsinden farklı tatlar aldım Aynı derecede, müziğimle çocukluğumdan beri yakından ilgilenen İzmir´de yaşamaya karar verdim. Öyle gerekti. Yaslı karanın içinden geldim. Bu iki kentin dışında bir yerde uzun süre yaşayabileceğimi sanmıyorum.

    Niçin şiir yazıyorsun? Sorumu şöyle yanıtlıyor:

    Niye şiir yazıyorum?Veysel Çolak´ın yönettiği bir edebiyat etkinliğinde,niye şiirle uğraştığımı şöyle açıklamıştım:Şiirin bir tamamlanma isteğinden doğduğu belli.;fakat şiir gibi çok katmanlı bir yoğunlaşmayı nedensellik olarak tek bir seçeneğe bağlamak,ortaya çıkan sonucun yalınkat kalmasını da beraberinde getirecektir.İnsan kendini değişen şartlar altında psikolojik,toplumsal örüntülerle seçikleşmiş bir değişik gerçeklik şeklinde algılayabildiğinde bu yapısal birikintinin eksikliğiyle karşılaşır .Eksik olunan yerde bilinmeyenin olmasından doğal ne olabilir.Şiir de tümüyle bilinen,açıklanabilen bağlamlar üzerinde işleyen bir yapı olmaktan oldukça uzaktır.İnsanın “öteki”sini görmesi,önce bu eksikliği görebilmesine bağlıdır..İnsan kendini öteki olanla tamamlar.Ayrıca şiir,dilin özgüvenidir.Özgüven önemlidir.Şiir denen çok eylemliliğin birey olma serüvenini tamamladığını,insana dayanıklılık kazandırdığını düşündüğüm için şiir yazıyor ve okuyorum.En azından nedenlerin başında gelenler bunlar.

       Muzaffer Kale şiiri, toplumsal sorumluluğuna rağmen, kuşağı birçok şairin düştüğü” toplumcu gerçekçiliğin” şiirinden uzaklaşan; slogancı, toplumsal mesaja şiirin kurban edildiği hataya düşmeyip şiirsel ağırlığını ve toplumculuğunu hep korudu. O, Nazım´ın”Çocuklar güneşe koşun-Güneşin zaptı yakın” anlayışının şairleri şiirden uzaklaştırdığı dönemde, şiiri amaç edinerek,”Çocuklar güneşten ölüyorlar” demiştir. Kale de “Şiir biçim ve öz itibariyle yeni bir hayat projesini, yeni bir dille yapmadıkça devrimci olamaz. Şiir, eşitlik, özgürlük gibi kavramları, bağırarak, acı edebiyatı yaparak devrimci görevini yerine getiremez. Şiir ancak şiir olarak ilerici görevini yerine getirebilir.”Diyor.

    Sevgili Kale, seni hep O.Rıfat, S.K.Aksal(kısmen 2.Yeninin anlamı daha çok gözeten şairleri)gibi şairlere yakın görüyor edebiyatçılar. Soylu, ince, bağırmayan; ama toplumsal duyarlık taşıyan bir şair olarak tanınıyorsunuz Türk şiiri içindeki yerinizi tanımlar mısınız?

     Sayın Hocam, Sevdiğim şairlerle ve duyarlılıkla beni ilişkilendirerek beni onurlandırdınız, teşekkür ederim. Aslında Türkiye´deki günümüz şairlerinin bir 2.Yenisi vardır. Benimki Şeyh Galip´e kadar gider. Bu bir yöntem meselesi. Toplumsal bir duyarlık taşımayan şiirden de bir şey anlamam mümkün değil. Bugün şiir çalışan herkes, yalnızca Türk şiir geleneğiyle ilişkilendirilerek ilgi sınırları daraltılamaz kanısındayım.

      Başka söylemek istedikleriniz varsa, eklemenizi isterim.

      Şiir konusunda çok şey söylenebilir. Kendileri için şiir yazdığımı sandığım, tanıdığım, tanımadığım bütün şiir dostlarına buradan sevgi ve selamlarımı yolluyorum. Söyleşi için de teşekkür ederim sayın hocam.

      Ben de teşekkür ederim sevgili öğrencim.








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Şiir Üzerine Söyleşi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *